Daha önce defalarca soylediğim gibi süt ürünleri içinde en gereksizi sütün bizzat kendisi. Sütü fermente edip tüketmek, yani ayran, yoğurt, kefir ve peynir formu çok daha makbul.
Yine de bu mamüllere ulaşmak için iyi kalite süte ihtiyaç duyduğumuz gerçeği değişmiyor.İyi süte ulaşmak ise gerçekten artık çok zor. Zira;
UHT sütler (uzun omurlu kutu sutler), yüksek ısıya maruz kaldıgından hem yararlı bakteriler büyük oranda yokoluyor hem de protein yapısı değişiyor. Onu da hiç içmeyin daha iyi.
Pastorize günlük sütler, görece daha iyi. Onlar daha düşük ısıyla pastorize edildiğinden UHT süte nazaran daha tüketilesi. Ancak market raflarına bakarsak "günlük" kavramının nasıl da içinin boşaltıldığını gorebilrsiniz. Zira bazı markaların günlük(!) sütünün raf ömrü 15 gün!
"O mu bu mu şu mu?" diye diye dolanırken bizim buraların mütevazı ama kaliteli bir ürünün keşfettim:
Tire Koop organik günlük süt. Bir süredir başka süt içmiyorum, yoğurdumu bu sütle mayalıyorum. Raf ömrü 4 gün, yani gerçekten günlük süt. 4.günün sonunda ekşimesi ve tadının bozulması da bunun en guzel kanıtı.
İlk bilgileri aldığım market verdi. Ardından hem biraz nette araştırınca hem de geçen haftalardaki süt dağıtım skandalından sonra yıldızı birden parlayınca çok sayıda habere konu olmasıyla iyice bilgilendim. En derli toplu haber
burda yazılmış.
Tire'de kurulan süt kooperatifi her gun 45 koydeki toplam 138 çiftçiden topladığı sütleri pastorize edip satıyor. İneklerin yeminden ilaçlarına her şey kooperatif denetiminde. Süte su karıştıran çiftçilere, antibiyotikli süt veren üreticilere ceza kesiliyor.
Tire sütün ürün ve üretim kalitesinin ötesinde sevdiğim başka şeyler de var. Bunun için size önce büyük süt üreticilerinin çalışma şeklini anlatmam gerek.
Eşimin kuzeni Deniz Abi, 100 kadar ineği olan büyük bir süt tedarikçisi. Bölgenin belli başlı firmalarına süt veriyor. Sektörle ilgili ondan çok şey öğrendim.
Büyük firmalar 500 tane ufak çiftçiden 50şer kilo süt almaktansa, 100 tane çiftçiden 200er kilo süt almayı tercih eder. Yani daha az çiftlik gezip tek seferde daha çok süt toplamak isterler. Bunun iki nedeni var:
- Lojistik maliyeti azaltmak: Daha az gezen süt tankeri daha az mazot yakar.
- Daha katkısız sütü fabrikaya taşıyabilmek: Süt tankeri daha fazla çiftlik dolaştıkça, soğutmalı da olsa, bakteri miktarı artıyor. Bunu önlemek için yapılacak tek şey tankerdeki sutleri ilaçlamak. Büyük firmalar sütlerinin kalitesini artırmak için ilaçlamayıp daha az üretici dolaşıp tek seferde daha çok süt toplamayı amaçlıyor. Yani onlarca ineği olanlar hayatta kalırken ve büyük firmalara süt satabilirken küçük çiftçiler ya piyasadan çekiliyor ya da malını daha ucuza daha küçük firmaya satmak zorunda kalıyor.
Yani büyük balıklar her zamanki gibi küçükleri yiyor.
İşte Tire Koop tam da bu sistemin karşısında bölgesel bir duruş sergiliyor. İşin aslı kooperatifçiliğin temelinde bu bölgesel kalkınmayı sağlamak var. Tire Koop ufak ureticiden aldığı sütleri lojistik avantajla kısa sürede pastorize edebiliyor. Sütleri ilaçlamak zorunda kalmadığı gibi yüksek kâr amacındaki büyük bir şirket olmadığından daha da ucuza mâl edebiliyor. Tarımın bitiği, işsizliğin kol gezdiği çoğu köye inat Tire Koop bünyesindeki çiftçiler 1500 tl kadar para kazanıyor. İşte rafta bu marka şişe süte uzanmak için çok geçerli bir neden daha.
İzmir Büyükşehir belediye başkanı Aziz Kocaoğlu bu kooperatiften ucuza aldığı sütleri İzmir'in varoşlarındaki okullara yıllardır dağıtıyor. Çocuklar emsali gorulmemiş şekilde gerçekten günlük süt içiyor ve
bunca zaman tek bir çocuk bile zehirlenmedi. Fakat Aziz Kocaoğlu hakkında tam da bu süt dağıtımında usülsüzlük iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Korkum odur ki, sütten çıkmış
AK kaşık
Partisi bu kooperatifi de
"getirin bakeym şu hesaplarınızı inceleyelim" diyip harcamaz.
Zira bu ülkede hiçbir iyilik cezasız kalmıyor.
notingen: ağır yazı olduysa paralel evrende enginar dolması tarifi yazdım.
buyrun